Erken çocukluk yaşlarındaki deneyimler beynin gelişimi için de belirleyicidir. çocuğun bu dönemde doğru beslenmesi ve gelişimini destekleyen ortamlarda bulunması gerekmektedir. İşte erken çocukluk eğitimi, insan gelişiminin en önemli devresinde bu imkanı sağlamaktadır.
Neden aile desteği ?
çocukların gelişime bu derece açık oldukları bir dönemde, onlara farklı öğrenme fırsatları sunmak, güçlü yönlerini ve desteğe daha çok ihtiyaç duydukları alanları takip etmek ve gelişimlerini bu bilinçle desteklemek gerekmektedir. Bu görevi öncelikle aileler üstlenmektedirler. çocuğun bedensel, zihinsel, sosyal ve duygusal olarak, kısaca her açıdan gelişebilmesi için onu destekleyen bir çevre sağlanması gerekir. çocuğu destekleyen çevre, onun en iyi gelişebileceği ortamdır. çocuğu destekleyen çevre onun becerilerini ve yeteneklerini ulaşabileceği en üst sınıra kadar geliştirme imkanı veren ortamdır. çocuk, anne ve babasından, ailesinden aldığı bazı özellikler ile dünyaya gelir, ancak bu özellikleri geliştirmesi yakın çevresine bağlıdır. Başka bir deyişle çocuk doğuştan sahip olduğu özelliklerinin alt ve üst sınırlarının belirli bir çerçeve ile dünyaya gelir. Bu çerçevenin çok çeşitli becerilerle içinin doldurulması ailelerin yapacaklarına bağlıdır. Yakın çevre, yani anne-babanın, • çocuklarına sundukları deneyimler, • Onunla kurdukları iletişimin niteliği ve sıklığı, sağladıkları öğrenme olanakları, • örnek davranışlarıyla destekleyen bir çevre yaratabilirler. Bu gerçekleştiğinde çocuk doğuştan sahip olduğu çerçevenin en üst seviyesine çıkabilir aksi durumda o çerçeveye tam olarak ulaşamaz. Neden anaokulu? Erken yaşlarda ailelere bu tür fırsatların yaratılmasında, takip ve desteğin gerçekleştirilmesinde gerekli kalite göstergelerine sahip nitelikli bir anaokulu da destek olabilecektir.
çocukların gelişime bu derece açık oldukları bir dönemde, onlara farklı öğrenme fırsatları sunmak, güçlü yönlerini ve desteğe daha çok ihtiyaç duydukları alanları takip etmek ve gelişimlerini bu bilinçle desteklemek gerekmektedir. Bu görevi öncelikle aileler üstlenmektedirler. Erken yaşlarda ailelere bu tür fırsatların yaratılmasında, takip ve desteğin gerçekleştirilmesinde gerekli kalite göstergelerine sahip nitelikli bir anaokulu destek olabilecektir.
çocuğu ve çocuğun çevresini destekleyecek farklı yaklaşımlardaki erken çocukluk programları içinde, kurumsal temelli hizmetler denildiğinde ilk akla gelen “anaokullarıdır”.
Anaokulu çocuğa ne kazandırır? + çocuk anaokulunda hangi davranışları öğrenir?
çocuğa etkin öğrenme ortamı sunan bir anaokulu; onun fiziksel, sosyal, duygusal ve bilişsel alanda gelişimini destekleyecek, okula dolayısıyla da hayata ilk adımlarını atarken gelişimsel olarak çok daha hazır olmasına yol açacaktır.
Anaokullarında çocuğa sunulan deneyimler ve fırsatlar sayesinde çocuk yeteneklerini ve ilgilerini fark edebilme, farklı seçenekler arasından seçim yapma, karar alma, kendisini ifade etme ve sorumluluk alma şansına sahip olur. Bu süreçler onun benlik duygusu, özgüveni ve sorumluluk bilinci gelişmesine destek olacaktır.
Okul öncesi eğitim alan çocukların, öz bakım becerilerinin geliştiği (el yıkama, kendi kendine giyinme, diş fırçalama...), kendilerine sevgi ve saygılarının arttığı, kendilerini ve duygularını daha iyi ifade ettikleri, başkalarının duygularını daha kolay anlayabildikleri, okul öncesi dönemde gerekli olan kavramları kullanabildikleri, okula gitmek için çok hevesli ve hazır oldukları, kitaplara ve okuma-yazmaya ilgilerinin arttığı, kesme, yapıştırma, boyama, kalem kullanma gibi faaliyetler ile küçük kas gelişimlerinin geliştiği, koşma, zıplama, fırlatma, tırmanma gibi faaliyetlerle büyük kas gelişimlerinin geliştiği, okul öncesinde gerekli sayısal ve sözel becerileri kazandıkları görülmektedir.
Anaokulunda çocuklar aynı ortamda yaşıtlarıyla etkileşimde bulunarak birbirlerinden pek çok şey öğrenme fırsatı yakalarlar. Birlikte oyun oynar, sosyal hayata dair kuralları (sıra olma, birbirini dinleme, oyuncakları sıra ile kullanma gibi) öğrenirler. Arkadaş ilişkileri kurma, ilişkilerini yönetebilme, kendinin ve diğerlerinin duygularını fark edebilme, farklı özelliklerde kişilere karşı olumlu tavırlar geliştirebilme, ortak kararlar alabilme ve üstüne düşen görevleri ve sorumluluğu yerine getirebilme gibi sosyal hayata katılmanın gereklerini yerine getirmeyi; yani toplumsal yaşamın nasıl sürdüğünü deneyimlerle öğrenirler. Kısaca anaokuluna gitmiş bir çocuk; okula fiziksel, sosyal, duygusal ve bilişsel olarak daha hazır; bu alanlara yönelik öz bakım, sorumluluk alma, problem çözme gibi farklı becerileri desteklenmiş bireyler olarak okula başlar.
Yapılan farklı araştırmalar erken çocukluk eğitimi alan çocukların daha sağlıklı oldukları, ilerleyen yaşlarında okul ve iş yaşamında daha başarılı olduğunu göstermektedir.
Anne baba anaokuluna giden çocuğa nasıl davranmalı?
Yeni Bir Başlangıç ..
Yeni ortamlar beraberinde getirdikleri belirsizlikler sebebi ile çocukları tedirgin edebilir. Anaokuluna yeni başlayan çocuklar da ilk önceleri çekingen ve hatta okula gitmek konusunda tepkili davranabilir. Bu tepkilerini farklı yollardan göstermeleri olasıdır; yemek yememek, anne babasında ayrılmamak, ağlama nöbetleri gibi.
çocuğun kendini daha rahat hissedebilmesi için okul ortamını tanımaya ve güven duymaya ihtiyacı vardır. Anaokuluna başlamadan çocuğu hazırlamak; okulda yapacakları ve onu nelerin beklediği hakkında bilgilendirmek önemlidir. Yaşına uygun kısa alıştırma turlarıyla yavaş yavaş okul ortamına girmesine yardımcı olmak faydalı olacaktır. çocuğun bu süreçte istediği noktada anne ve babasından destek alabileceğini bilmesi ve buna inanması bu süreci kolaylaştıracaktır. Sorun yaşandığında, öncelikle çocukla konuşup neler hissettiğini anlamaya çalışmak ve yargılamadan dinlemek gerekmektedir. Alışma sürecinde fazla soru sormak, okulu fazla övmek, ne yediğiyle fazla ilgilenmek, sık sık yuvaya gidip bakmak çocuğun uyumunu bozabilmektedir. Anne babaların çocuğu sorularla bunaltmak yerine, kendi anlattığı bir şey olursa onu dinleyip, gelişim gösterdiğinde takdir etmek ve okula başladığı için onunla gurur duyduklarını belirtilmelidir. Bu süreçte okul yetkililerinin danışmanlığı yönlendirici olacaktır.
Ve Sonrası
Okula alışma devresinde olduğu kadar sonrasında okul ile sıkı bir işbirliği şarttır. çocuklara sunulan öğrenme ortamları ne kadar iyi hazırlanmış olursa olsun aileler tarafından desteklenmediği sürece istenildiği ölçüde etkili olamamaktadır. Aile ve okul, çocuğu aynı doğrultuda ve aynı zamanda desteklediklerinde gelişimleri çok daha sağlıklı olur.
Anne çocuk Eğitim Vakfı (AçEV)
|